‘Rest’

Yalan söylemem,
Sevmem de.
Sadık kalamam,
Huyum da değil.
Bir şey istemem,
İhtiyacım da yok.
Beyaz değilim,
Siyah değilim,
Gri de değilim.
Konuşmam,
Konuşurum da.
Dinlemem,
Kulakta kesilirim.
Sigarayı sevmem,
İçerim de.
Hayatı sevmem,
Yaşarım da.
Sağım, solum belli olmaz,
Ortam da yoktur.
Üzgünüm,
Mutluyum da.
Gülerim,
Ağlarım da.
Sana ihtiyacım yok,
Kimseye de.
Ben buyum işte,
Öyle yada böyle,
Doğru yada yanlış,
Ve sen kimsesin,
Her yer filozof dolu,
Ama ben sağırım,
Hepsine.
Burada bitiyorum,
Yorgunum.

Reklamlar

‘Hasta-Uyku’

Geçip giden zaman,
Sabah oldu,
Akşam bitti,
Uyuyorum, ölesiye.
Birkaçı röntgen,
Birkaçı tomografi,
Birkaçı emar,
Birkaçı biyopsi,
Birazı ilaç,
Birazı moral,
Birazı öğüt,
Birazı dinlenme,
Beyaz bir oda,
Berbat bir koku,
Mecburmuş gibi..

‘Düğüm Noktası’

Bulutlara çıkmak ,
Şarkılar söylemek,
Ay’a dokunmak,
Özgürce uçmak,
Kanatlarım olsun istiyorum!
Bir kuş olayım mesela,
Bulutlar evim olsun!
Tanrı’m özgür olmak istiyorum!
Gece olduğunda,
Yıldızlarla konuşmak istiyorum,
Nova gibi olmak istiyorum,
Dilediğimce ışık saçmak,
Düğüm noktalarını teğet geçmek,
Alt kavuşuma gülümsemek istiyorum!
Doğmayan yıldıza gitmek,
Kanatlarımı göstermek,
Uçmak istiyorum!
Her kanat çırpışımda,
Bin gözyaşı bırakmak,
Bir gülümseme almak,
Özgür olmak istiyorum!
Ben..
Uçmak istiyorum!

‘Tahta Pencere’


Hava karardı,
Eski evime döndüm,
Tahta penceremin önünde,
Yine bekliyorum.
Seni hep burada bekledim baba!
Bilirdim, hep geri gelirdin.
İşin mi uzadı?
Sobayı kurmayacak mıyız?
Borular yine kurumla dolmuş,
Bu sefer dökmeyeceğim, söz!
Sen de bilirsin, bu eve kış erken gelir,
Yine tüterse soba,
Sana sarılırım,
Olmaz mı baba?
Tütmezse,
Kestaneleri de ben çizerim.
İşin bitmedi mi?
Küllüğün aynı sehpanın üstünde,
Terliklerini de çıkardım.
Bekliyorum..

Seni beklerken;
Öyle çokta şey olmadı baba.
Yine kızdım sana, gittin diye,
Ama sen üzülme diye hemen geçti,
Bisikletten yine düştüm,
Yaralarım çok acıdı,
Kimse senin kadar güzel öpemedi.
Hiç ağlamadım baba!
Sen yoksun diye,
Kimse bana üzülmesin dedim.
İşin bitti..

Ben hâlâ seni bekliyorum baba!
O evden gittik,
Soba da yok artık,
Hep üşüyorum..
O tahta küllüğü hiç kullanmadım,
Terliklerin aynı baş köşede,
Seni bekliyor.

Sen gittikten sonra;
Çok şey oldu baba.
Ben sana küstüm!
Bisikletimi attım,
Dizlerimi kanatmadım,
Yaralarımı hep kanattım,
Ağladım baba!
Gidişine.

‘Mürekkep’

Dilinden dökülmüyorsa kelimeler,
Şayet kalemin yazmıyorsa,
Öyle süslü cümleler iliştirme şiirine.
Gönlüden geçerse mısralar,
Kalemin dolar mürekkeple.
Olmayacak şeyler diye bahsetme,
Ya olursa?
Umudun bitti diye şair olma,
Ben hala varım de,
Öyle güzel şair olursun ki!
Bana mutluluktan,
Hüzünden,
Varlıktan,
Yokluktan,
Sevgiden,
Kimsesizlikten,
Acıdan,
Bahset.
Bahset ki, yaşayayım seni!
Köşene çekilme,
Neden diye de sorma,
Bazen yanıtlar hoşuna gitmez.

Ama sen yaz..
Yaz ki; gönlünü göreyim,
Yaz ki; yeniden yaşat!

‘Yolculuk’

Sevemedim hiç uzun yolculukları,
Ama hep dolaştım,
Yol kenarından biraz elma, biraz armut aldım;
Ne onları yiyebildim,
Ne gidebileceğim yere varabildim,
Yola ben gitmedim,
Yol beni götürdü,
Yanlış yerlerde durdum önce,
Mola verdim sonra,
Bi’ çay, bi’ sigara içtim,
Tad alamadım.
Dedim ya sevemedim uzun yolculukları.

Fark ettim yolculuklar hiç uzun değilmiş,
Başka şehirler gördüm,
Başka ülkelere gittim,
Başka kıtaya geçtim,
Yolculuğum hep kısaymış.

Ben gitmeyi sevememişim,
Kalamamışım da.

‘Beklen-ti’

Umut,
Ne acı,
Beklemek,
Ne acizlik,
İstek,
Ne yoksunluk,
Gelmek,
Ne yalan,
Gitmek,
Ne doğru,
Gülmek,
Ne ağlamak,
Ağlamak,
Ne gözyaşı,
Susmak,
Ne aptallık,
Düşünmek,
Ne zor,
Anlamak,
Ne imkânsız,
Hissetmek,
Ne içten,
Kazanmak,
Ne ders,
Kaybetmek,
Ne hayat,
Ölüm,
Ne sahte.